Onu Jack Nicholson Yapan Geçmişi
Jack Nicholson’nun otobiyografisini yazacak değilim buraya fakat erken dönemde yaşadıkları onu Jack Nicholson yaptı. Annesi, New York’ta on yedi yaşında bir dansçıydı. Ancak Jack, otuz yedi yaşına kadar anne babası olduğunu sandığı anneannesi Ethel May ve dedesi John Joseph Nicholson ile büyüdü. Annesini ablası sanıyordu. Bu Time gazetesinin araştırmasıyla ortaya çıkan bir gerçek ve aslında bir sır. Bu tabiki Jack Nicholson’un mahremi ve doğal olarak bunu saklı tutmak istedi. Babasının ise gerçekte kim olduğunu hiç bilmedi. 63’te büyükannesini ve 70’te annesini kaybetmesi, önemli kişisel dönüm noktaları oldu Jack Nicholson adına. Otobiyografisini yazmayacam dedim ama az da olsa yazmış oldum. Ama önemli.
Sinemaya Girişi
Jack Nicholson bu işlere ilk olarak oyunculuk yaparak başlamadı aslında, ancak daha sonraları içinde nasıl bir cevher yattığı keşfedilecek. 21 yaşındayken, The Cry Baby Killer ile oyunculuğa adım attı. Bu rol sayesinde filmin yapımcısı Roger Corman ile iyi bir ilişkisi oldu ve sonrasında Nicholson’ın birkaç düşük bütçeli filmde rol almasına ön ayak oldu, oyunculuk becerilerini geliştirmesine yardımcı oldu. 1969 yılında, Easy Rider filminde oynadığı sarhoş avukat rolü önemli bir dönüm noktası oldu Jack Nicholson için. Bu dönüm noktasından kastım şudur ki Jack Nicholson bu filmin senaryosunun yazılmasında yardımcı olmuştu. Daha sonra en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülüne aday gösterilmesiyle birlikte kariyerinin zirve yıllarına doğru hızla tırmanmaya başlamıştı.
Jack Nicholson’un Kariyerinin Yükselişi
Easy Rider ile aldığı adaylıkla birlikte başlayan bu serüvenden sonra daha sonra oynayacağı filmlerde birçok farklı rol aldı Jack Nicholson. Ancak şunu ayırmak gerekir ki; bu adamın oyunculuğunu şahsi kanaatimce en iyi kanıtladığı film Miloš Forman’ın 1974 tarihli başyapıtı One Flew Over the Cuckoo’s Nest, bu filmle birlikte en iyi erkek oyuncu oscarı kazandı Jack Nicholson. Aslını söylemek gerekirse bu ödüller vs. umrumda değil ama bilmek şu yüzden önemli; zamanında bu ödüller şuandaki gibi önemini yitirmiş şekilde değildi, bir prestiji vardı her ne olursa olsun. E tabi ki bu ödülü alsa ne almasa ne, Jack Nicholson yine aynı efsane Jack Nicholson. Bu filmdeki oynadığı rolü o kadar iyi oynuyor ki Jack Nicholson, film çekimlerinden önce başka bir isimle girip bir hastanede kaldığı söyleniyor. Yani gerçek mi değil mi bilmiyoruz fakat bunun doğru olduğunu farzedersek siz şaşırır mısınız? Ben açıkçası şaşırmam. Jack Nicholson o kadar inandırıcı oynuyor ki rolünü herhalde gerçekte böyle biriyle karşılaşsam ayırt edemem oyuncu mu yoksa hasta mı? Tabi her şeyden önce bunu ayırt edebilmemizi sağlayacak bilgi lazım orası ayrı, o olmadan hiçbir şey olmaz.

Bu Efsanenin Oyunculuğu
Mimik ve jestleriyle adam bambaşka bir şey. Vermek istediği duyguyu o kadar iyi veriyor ki, isterse ortamı gerer isterse sizi güldürür, isterse bir piçlik yapar. Galiba bu adama en çok yakışan oyunculuk tarzını en iyi anlatacak kelime piç. Jack Nicholson piçliği o kadar iyi oynuyor ki üstüne tanımam. Burada yazdığım yanlış anlaşılabilir Jack Nicholson abimize hakaret maksadıyla söylediğim bir şey değil bu, piç dediğim şey hayatın içinden bir karakter. Bunu illa ki tanımışsındır. Hani piç deyince aklına gelen ilk adamı düşün ve onu Jack Nicholson’un oynadığı karakter ile kıyasla illa ki ortak noktalar bulursun. Sözün özü Jack Nicholson adamın dibidir. Onun gibi kaliteli kaç tane oyuncu sayabilirsiniz şu sinema piyasasında. Açıp bir Jack Nicholson filmi izle kendine gel güzel kardeşim. Ve yine bu adam gibi kaliteli bir yönetmen de tanımak isterseniz Quentin Tarantino yazımıza bakabilirsiniz.